Kendime ve Zamana Bir Not

​Yıllarca bir hiç uğruna, rüzgârın önündeki bir yaprak gibi o yana bu yana savrulup durdum. Eğitimin bitişiyle başlayan iş hayatı, meğer sonu gelmez bir döngünün ilk adımıymış. Şimdi geriye dönüp baktığımda; içimdeki bu bitmek bilmeyen öfkenin, hayata ve kendime karşı duyduğum bu nefretin sebebini daha net görebiliyorum: İstediğim, hayal ettiğim o hayatı bir türlü yaşayamamış olmak.

​Artık yoruldum. İş dünyasının bitmek bilmeyen stresiyle boğuşmak yerine, vaktimi edebiyatın iyileştirici kollarına bırakmak, gerçekten sevdiğim şeylerle hemhal olmak istiyorum. "Yarın sunumu nasıl yetişeceğim?" endişesinin yerini, "Şiirimi okuyucuya daha iyi nasıl aktarırım?" sancısı alsın istiyorum. Dünyanın o sağır edici gürültüsünden kendimi soyutlamak, derin bir nefes almak ve sadece var olduğumu hissetmek tek arzum.

​Zaman ne kadar da acımasız ve kısa... Ömrümüzün ne denli hızlı akıp gittiğinin çoğunlukla farkına bile varamıyoruz. Hep kendime şu soruyu sordum: Neden sevdiğimiz gibi ya da en azından mutlu hissedeceğimiz gibi yaşamayalım? Bu bitmek bilmeyen koşuşturmaca, bu bitmek bilmeyen gürültü artık ruhum için çok fazla.

​Şimdi bir inziva vakti... Kendimi yeniden sevmek, ellerimle neler üretebileceğimi görmek ve bugüne kadar hızı yüzünden kaçırdığım o dünyayı, en azından bundan sonra sükûnetle takip etmek istiyorum. Hayat, başkalarının çizdiği sınırları aşmak için çok kısa; ama insanın kendi özüne dönmesi için hala bir umut var.

​Derin bir nefes ve yeni bir başlangıçla...

← Tous les articles

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Yap

Güvenlik: 7 + 5 = ?