Yazıyorum ama neden?

Doğup büyüdüğüm toplumun pek de ilgilendiği, üzerinde durduğu bir konu değil bu. Hatta çevremdeki birçok insan bile bir şeyler yazdığımdan haberdar değil; çünkü şiir ve edebiyat, içinde bulunduğum sosyal yapının öncelikleri arasında yer almıyor. Yazdıklarımı okutacak, üzerine iki kelam edecek birilerini bulmakta zorlandığım bu noktada, internet benim için yeni zihinlere, farklı fikirlere ve geliştirici eleştirilere açılan bir kapı oluyor.

Yazmak, benim için sadece kâğıdı doldurmak değil, bir tekâmül süreci. Her geçen gün kendimi biraz daha geliştiriyorum. Bazen eski şiirlerime bakıp "Bunu nasıl yazmışım?" diyor şaşırıyorum, bazen beğenmeyip yayından kaldırıyorum. Yazmanın kolay olmadığını, bir dizeyi kurarken zihnimin hangi dehlizlerinden geçtiğimi ancak o masanın başına oturduğumda anlıyorum.

Bir Zaman Makinesi Olarak Kelimeler

Neden mi yazıyorum? Bazen duygularımı dışa vurmak, bazen sadece anlaşılmak, bazen de zihnimi o yoğun gürültüden arındırmak için. Kendimle bir mücadele içindeyken, o anki duygu durumum neyse onu kaleme alıyorum. Bu yazdıklarım, yıllar içerisinde bana devasa bir duygu günlüğü olarak kalıyor.

19 yaşındaki Miraç ne düşünüyormuş, 25 yaşında neler yapmışım; hepsini satır aralarında bulabiliyorum. Bir şiirimi açtığımda o döneme ışınlanıyorum. Eğer bir aşk şiiriyse, o günkü hatıralarım canlanıyor; eğer bir zorluğun ortasında yazılmışsa, o günkü yaşantımı ve verdiğim savaşı iliklerime kadar yeniden hissediyorum.

Toprağa Karşı Bir İz Bırakmak

Aslında tüm bu satırlar bir anlaşılma isteği, sessiz bir yakarış... Şiirlerimin arasına isyanımı, aşkımı, üzüntümü apaçık yerleştiriyorum. Bazen topluma, bazen tek bir şahsa mesajlar fısıldıyorum.

En büyük motivasyonum ise iz bırakmak. Sık sık mezarlıkları ziyaret ederim.  Bu benim kaygılarımı azaltıyor. Orada, toprağın altında milyonlarca insan yatıyor ve onları tanıyan son kişi de toprak altına girdiğinde, onlardan geriye hiçbir şey kalmıyor. Ben unutulmaya direniyorum. Arkamda şiirler, kitaplar bırakmak istiyorum.

Yüzyıllar sonra bile biri bu satırları okuduğunda; "Evet, Miraç Doğan diye biri varmış; hayatı böyleymiş, bu acıları çekmiş, bu duygularla yaşamış" diyebilsin istiyorum. Dünyada bir izim kalsın, kelimelerim benden sonra da nefes almaya devam etsin diye yazıyorum. Peki, siz öldükten sonra sonsuza dek hatırlanmak ister miydiniz?

← All Posts

Yorumlar (1)

  • Eros'un Kırık Oku 06 Nisan 2026
    Merhaba, Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Yorum Yap

Güvenlik: 8 + 9 = ?