Şair & Yazar
"Kelimeler ruhun aynasıdır; her dize, yüreğin sessiz çığlığı..."
Şiirlerimi Keşfet
Çeyrek asrı biraz aşan bu dünya yolculuğunda, kelimelerin gücüne sığındım. Edebiyat benim için sadece bir ilgi alanı değil, kendimi ifade etme biçimim. Genelde depresif bir melankoliyle şekillenen kalemimle, zaman içinde konular değişse de hep aynı ruhun izlerini sürüyorum. Kağıda döktüğüm her satır, aslında o değişmeyen içsel sesin bir yankısı. Yazıyorum, çünkü ancak bu şekilde dünyayı daha anlamlı kılabiliyorum.
Yüreğimden süzülen dizeler...
Güle zarar verir mi arı
İçmek için özünden
Kırılır mı genç bir kız
Bu cahilin sözünden
Siner mi içine böyle çekip gitmek
Güneşi arkana alıp bir akşamüstü
Suspus olmuş bir enkaz bırakıp
Öylece çekip gitmek bir akşamüstü
23 ümde seni sevdim
24 ümde sigaraya başladım
25 imde ölmeyi düşündüm
Bana daha ne katabilirsinki?
ne güzel kızdın sen asya
annen baban kavuşamamış olsada
bir hayalle yoğruldun güzel kızım
güneş tenin gözlerin zigana
Eğer ölürsem, mezarıma uğra.
Bir ezgi mırıldan, gözlerin dolmadan.
Saçından bir tutam bırak mezar taşıma,
Başımı okşayıver, öyle git.
Çeyrek asır yaşadım
Doyurmadı beni gurbet,
Yastığım yabancı kışlardan,
Uykulara hasret.
Kelimelerin kitaplara dönüştüğü yolculuk
2026
Kent Çiçekleri, küçük bir şehirde yaşayan Doğan adlı gencin hikayesidir. Doğan, liseyi beş yılda zar zor bitiren, ders çalışmaktan kaçınan ama bilgisayara ve yazılıma ilgi duyan hayalperest bir gençtir. YKS'den düşük puanla çıkınca babası onu çalışmaya zorlar. Amcasının oğlu Mustafa Abi'nin daveti ve babasının onayıyla Doğan, hayatında ilk kez uçağa binerek İstanbul'a taşınır. İstanbul'un büyüklüğü ve kalabalığı onu hem heyecanlandırır hem de bunaltır. Mustafa Abi'nin benzin istasyonunda çalışmaya başlar. Bu dönemde tanıştığı Yağmur, hayatını kökten değiştirir. Yağmur; eğitimli, kültürlü, ince ruhlu bir kızdır; Doğan onu bu betonlar arasında açmış narin bir çiçek gibi görür. İkisi arasında derin ve samimi bir aşk filizlenir. Yağmur'un etkisiyle Doğan kendini geliştirir, IT sektörüne geçer, yavaş yavaş ayaklarının üzerinde durmaya başlar. Ancak Yağmur'un ailesi bu ilişkiye karşıdır. Sosyal sınıf farkı ve aile baskısı dayanılmaz bir hal alınca Yağmur ilişkiye son verir. Doğan yıkılır; alkolle kendini uyuşturmaya, yazdığı şiirlerle acısını dışa vurmaya çalışır, intihar düşünceleri zihnini ele geçirir. Bu çöküşün ortasında bir gece tanıdığı Mina sarhoş olduğu eve gelir ve aralarında pişmanlıkla sonuçlanan bir birliktelik yaşanır. Doğan, Yağmur'a ihanet ettiği hissiyle kendinden nefret eder ve artık o ilişkiye geri dönemeyeceğini anlar. Her şeyi geride bırakmaya karar verir. Yağmur'a uzun bir veda mektubu yazar, onu "bu şehrin en güzel çiçeği" olarak selamlar ve postalar. Sonra otogara gider; nereye gittiğini bile bilmeden, gişedeki adama sadece "en uzak şehre bilet verin" der. Otobüs İstanbul'dan çıkarken aklından tek bir cümle geçer: bir hayalle geldi, başaramadı ve gidiyor. İstanbul'u kazanamamıştır, ama umarki kent çiçekleri, bir gün kazanır.
Benimle iletişime geçin
"Bir mektup yaz bana,
kelimelerle örelim köprüler..."
info@miracdogan.com.tr
www.miracdogan.com.tr